|
SÜPER BESİNLER
PROF DR METİN ÖZATA
Besinlerin süper besin diye ayrılması aslında pek doğru
olmasa da bazı besinlerin diğerlerine göre antioksidan ve polifenol
açısından daha zengin olması ve hastalıkları önleme yönünden daha
faydalı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bazı besinlerin daha faydalı
olduğunu belitmek için süper besin tanımlaması ortaya atılmıştır. Bu tür besinlere aslında tıp dilinde ‘’fonksiyonel besin’’ ismi de
verilmektedir. Bu tür gıdaların kalp-damar hastalıkları, diyabet,
tansiyon ve kanser gelişimini önledikleri kanıtlanmıştır. Somon balığı,
ceviz , badem, brokoli, ıspanak, yaban mersini ve böğürtlenler birer
süper besindir.
Beslenmemizde bu tür gıdalara daha fazla yer vermek
sağlığımız açısından önemlidir. Yediklerimiz bizi ya hasta eder yada
hastalıktan korur. Günümüzde kanser ve birçok hastalığın yanlış beslenme
sonucu ortaya çıkmıştır. Bizi hastalandıran beslenme şeklinin
özellikleri şunlardır:Doymuş yağlarla beslenme, trans yağlar almak,
hareketsizlik, işlenmiş gıda yemek, sebze ve meyve az yemek,
porsiyonların büyümesi, az balık yemek, rafine şeker kullanımının
artması, az çeşitli beslenme, aşırı yağlı ve karbonhidratlı gıda ile
beslenmek. Süper gıdalar vücudumuzda oluşan ve dokulara hasar veren
oksijen radikallerini önler ve hastalık oluşmasını önlerler. Süper
gıdalar yüksek miktarda faydalı besinler içerdikleri gibi kalorileri de
yüksek değildir. Bunların diğer bir özelliği tam besin olması yani
işlenmemiş olmalarıdır.
Zeytin ve Zeytinyağı
Kalp hastalığı, iltihap ve kanserden koruyan
zeytinyağını doğal bir meyve suyu olarak olarak kabul edebiliriz.
Zeytinyağı içinde bulunan tekli doymamış yağ sitleri sayesinde kalp
hastyalıklarına karşı ve kansere karşı koruyucu görev yapar. Zeytinyağı
içinde bulunan polifenoller ve özellikle oleuropein antioksidan etkileri
sayesinde hastalıklardan korur. Zeytinyağının rafine edilmemiş şekli
ise en faydalı olanıdır. Yapılan çalışmalarda günde 25 ml zeytinyağı
kullananlarda kötü kolesterol olan LDL kolesterolün azaldığı, total
kolesterolün düştüğü iyi kolesterolün arttığı saptanmıştır. Amerikan
Gıda İlaç Teşkilatı (FDA) günde 2 yemek kaşığı zeytinyağı yiyen
kişilerde koroner kalp hastalığı riskinin azaldığını belirtmiştir.
Laboratuar çalışmalarında zeytin ve zeytinyağı içinde bulunan
oleuropein’in antioksidan etki gösterdiği ve yaşlanmayı önlediği
gösterilmiştir.
Zeytin yaprakları da sağlığa faydalı maddeler vardır.
Yapılan çalışmalar zeytin ağacı yapraklarının antibiyotiklere cevap
vermeyen enfeksiyonlarda faydalı olduğunu göstermiştir. Yaprakta bulunan
oleuropein isimli madde mikropları önleyici ve antioksidan etkiye
sahiptir. Bu maddenin virüs geçişini ve HIV geçişini önlediği, diabetik
sıçanlarda şekeri düşürdüğü de saptanmıştır. Elenolic asit isimli bir
asit de vücutta oleuropeinden oluşur ve mikropları öldürür.
Nar ve Nar Suyu
Nar ve Nar Suyu damar sertliğini önlemesi, geri
çevirmesi ve prostat kanserini önlemesi ve geriletmesi açısından çok
önemlidir. Yapılan bilimsel çalışmalar narın damarların içini saran
endotel zarının iyi görev yapmasını sağladığı, kan basıncını düşürdüğü,
LDL kolesterolün oksitlenmesini önlediği ve bu şekilde damar
sertliğinden koruduğu saptandı. Nar ayrıca prostat kanserini yavaşlatır,
meme, barsak ve akciğer kanser hüclerinin büyümesini önleyici etkileri
vardır. Narın içinde bulunan punicalagin isimli maddeler kuvvetli
antioksidandırlar. Cilde sürülen nar ekstresi cildin ultraviole ışığı
hasarından korumakta, yara iyileşmesini artırmaktadır. Marletlerde
satılan nar suyunun antioksidan gücü kırmızı şarap ve yeşil çayın üç
katı kadardır. Bunun nedeni kabuktaki tanenlerin suya geçmesidir. En iyi
meyve suları şişenin dibinde tortu bırakan meyve sularıdır. İçmeden
önce şişeyi çalkalamalıdır. Meyve suyu faydalı diye fazla miktrda
içememelidir. Kalorisi yüksektir. İçine su katıp içebilirsiniz. Meyve
suyu içerken % 100 meyve suyu olduğuna dikkat edin. Öbür meyve sularında
şeker, şurup veya su vardır.
Brokoli
Brokoli kanserden koruyan, karaciğeri destekleyen ve
besin maddeleri sağlayan bir sebzedir. Brokoli gibi karnabahar, kabak,
Brüksel lahanası da kansere karşı koruyucudur. Bu sebzelerde bulunan
glucosinolat ismindeki madde vücutta indol-3 karbinole ve
izotiyosiyanata dönüşür. Bunlar kolon, meme, tiroid ve diğer
kanserlerden korur. Brokoli içindeki bazı maddeler karaciğerdeki bazı
enzimleri aktive eder ve detoksifikayon denilen vücuttaki zararlı toksik
maddelerden bizi koruma işlemine faydası olur. . Brokoli ayrıca çeşitli
vitamin ve mineraller sağlar. Bunlar kalsiyum, manganez, potasyum,
mağnezyum, fosfor, riboflavin (B2 vitamini), B6 folat, karatenoid , K
vitamini ve C vitamini vardır. Günde yarım veya bir su bardağı kadar
yenmesi önerilir. Çiğ veya pişmiş olarak yenebilir. Vejteryanlar için
iyi bir demir kaynağıdır. Sigara içenlerin borokoli yemesi önerilir.
Brokoli filizlerinin kanserden korunmada daha etkin olduğu ortaya
konmuştur. İçinde bulunan kalsiyum miktarı bizi kemik erimesinden korur.
Bir su bardağı brokolide 41 mg kalsiyum, 79 mg c vitamini, 50 mg folat
vardır. Ispanak gibi içinde Koenzim Q10 olan nadir besinlerdendir.
Brokoli alırken taze , koyu renkli, sıkı ve sık çiçekli olanlarını
seçin. Sasraran çiçekler brokolinin zamanının geçtiğini gösterir.
Yaban Mersini
Yaban mersini ve diğer böğürtlen ve çilek gibi
meyvelerin içinde insüline benzer maddeler vardır ve kan şekerini
düşürür. Ayrıca meme, prostat ve ağız kanser hüclerini laboratur
ortamında öldürür. Kolon(kalın bağırsak) kanserine karşı korur. Yaban
mersini ayrıca cranberry gibi idrar yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu
bir etki gösterir ve E.coli bakterisinin idrar yollarına yapışmasını
önler. Yaban mersini içinde bulunan antosiyanin isimli antioksidan madde
iltihap yapan sitokinleri önlemektedir. İçinde bulunan ellajik asit
kanser oluşumunu önler. Yaban mersininden hergün bir-iki su bardağı
kadar yemek gerekir. Yaban mersini içinde polifenoller, salisilik asit,
karaotenler, lif, folik asit, C vitamini, B vitamini, potasyum,
manganez, mağnezyum, demir, riboflavin, niasin, fitoöstrojenler vardır.
İçinde bu kadar faydalı besin içeren çok az gıda vardır. Yaban mersini,
ıspanak ve deniz somonu en önemli üç süper besindir. Yalnızca bu üç
besini tüketmek bile sizi birçok hastalıktan korur. Sadece bir porsiyonu
beş porsiyon kadar havuç, elma , brokoli ve balkabağı kadar antioksidan
madde içerir. Yarım su bardağı yaban mersini 1733 üniteE vitamini, 1200
mg C vitamini içerir. Taban mersini yaşlanmayı önler , vücuttaki
sarkmaları önler, kanserden korur. Alzheimer, bunama, makula dejeneransı
gibi hastalıklardan bizi korur. Koyu mavi-mor renkli bu meyvenin
rengini antosiyanidin pigmetleri verir. Meyvenin rengi ne kadar koyu
olursa bu pigment yani faydalı etkisi o kadar fazladır. Bu meyve
multipli sklerozisli hastalarda da faydalı olabilir. Bağırsaklara ve
sindirim sistemine faydalıdır, kabızlık ve ishale iyi gelir. Yaban
mersinin kurusunu da tüketebilirsiniz. Yaban mersini kurusu, erik kurusu
yulaf ezmesiyle birlikte yiyebilirsiniz. Kuru meyveler kırışıklıkları
giderir. Ülkemizde yaban mersini başta rize olmak üzere Karadeniz
bölgesinde, Antalya ve Isparta bölgesinde yetişmektedir. Rize’de LİKAPA, Trabzon’da LİGARBA, Rize Pazar ilçesinde
KASKANAKA, Ardeşen ilçesinde ise ÇERA, Artvin’de MORSİVİT veya MAHABAK
olarak isimlendirilen yaban mersini göz yorgunluğunu giderici ve gece
görme özelliğini artırıcı özelliği de vardır. Varis ve basur (hemoroid)
için de faydalıdır.
Böğürtlen:
Böğürtlenler idrar yolu iltihaplarının tedavisi için
1920’li yıllardan bu yana kullanılmaktadır. Yeni bir araştırma
böğürtlende bulunan tannin (proantosiyanidin)’ in isimli maddenin koli
(Escherisha Coli) mikrobunun idrar yollarının içine saran epitele
yapışmasını önlediğini göstermiştir. Böylece kişiler idrar yolu
iltihabından korunmaktadırlar. Böğürtlenlerin bu faydalı etkisi
nedeniyle ağız içinde oluşan iltihapların tedavisinde de
kullanılabileceğini düşündürmüştür. İdrar yolları iltihabı olanların ve
özellikle şeker hastası bayanların böğütlen yemeleri bu yönden
faydalıdır. Böğürtlen, ahududu, yabanmersini ve çilek gibi meyvelerin
kalp hastalığı ve kanserden koruduğu, yaşlanmayı yavaşlattığı, görme
keskinliğini artırdığı iddia edilmiştir. İçinde bulunan lutein göz
sağlığı için çok faydalıdır. Yaban mersini içinde antosiyanin denen
antioksidan polifenol ve kanserle savaşan ellagik asit, coumarik asit ve
ferulik asit vardır. Bunlar ayrıca Helikobakter pilori bakterisi
öldürerek ülser ve gastritte faydalı olurlar. Bunların içinde
antioksidan potansiyeli en fazla olan yaban mersinidir. Çin’de bulunan
Goji Berri adlı böğürtlen tipi de bu tür faydalı etkilere sahiptir.
Sarmısak:
Faydalı etkisi içindeki organosülfür bileşiklerden
oluşur (allian, allylik sulfidler). Sarmısak tansiyonu 1-2 cmHg
civarında hafif derecede düşürür.
Sarmısak yiyenlerde mide kanser sıklığının daha az
görüldüğü saptanmıştır. Mide ülserine neden olan ve midede bulunan
helikobakter pilori isimli mikrobun sarımsak yiyenlerde azaldığı
saptanmıştır. Sarımsak kan kolesterol düzeyini %4-6 oranda azaltır. Bu
kadar çok faydaları olan sarımsağı yemeklerinizde ihmal etmeyin. Son
yapılan çalışmalar sarımsakın yorgunluğa iyi geldiğini göstermiştir.
Hayvan çalışmalarında ayrıca fizik kapasiteyi artırdığı saptanmıştır.
Badem ve Ceviz:
Yakın zamana kadar ceviz ve bademin yağlı olmaları
nedeniyle sağlığa zararlı olduğu sanılırdı. Yapılan araştırmalar ceviz
ve bademin sağlığımız için çok faydalı olduğunu gösterdi. Ceviz ve
bademdeki yağlar sağlığa faydalı yağlardır. Düzenli olarak haftada en
azından 5 defa ceviz veya badem yiyenlerde koroner kalp hastalığı daha
az görülmekte ve kalp krizinden ölüm % 48 oranında azalmaktadır.
Klinik çalışmalar badem yiyenlerde kan total
kolesterolünde %4-12 oranında, LDL-kolesterolünde ise %6-15 oranında
düşme olduğunu saptamıştır.
Cevizle yapılan araştırmalar ceviz tüketimin total
kolesterol ve LDL kolesterolü azalttığını gösterilmiştir.
Cevizde bulunan besin ögeleri ve faydaları şunlardır:
Cevizde omega 3 yağ asitleri yani alfa linolenik asit
(ALA) vardır ve bu yağ asiti kalp krizine karşı koruyucudur ve kalp
atım bozukluklarını önler Avuç içi kadar ceviz 2 gram ALA (omega -3 yağ
asiti) sağlar
İçinde bulunan folat, E vitamini ve potasyum kalp
hastalığına karşı korur
Cevizde steroller adı verilen maddeler ve posa vardır
ki, bunlar kolesterolün bağırsaklardan emilimini önleyerek kanda
kolesterol yükselmesini önler.
Cevizde mağnezyum, manganez ve bakır vardır ve bunlar
antioksidan etki yaparak bizi hastalıklardan korur.
Cevizde bukunan Ellagic asit (flavonoid) isimli bir
madde bizi kansere karşı korur.
Badem ve ceviz yiyenlerde Tip 2 şeker hastalığının
görülme sıklığı azdır. Diğer bir deyimle hastalığın ortaya çıkmasını
engeller
Antep Fıstığı:
Antep fıstığında demir, folat, potasyum, pantotenik
asit, niasin, riboflavin, çinko ve steroller gibi sağlığa faydalı
vitamin ve mineraller vardır. Bu maddeler kandaki LDL kolesterolü
azaltır. Antep fıstığında yağlar % 67’sini oluşturur. Bu yağlar sağlığa
faydalı yağlardır.
Fındık:
Fındıkta % 66 oranında yağ vardır. Bununla birlikte
bu yağ doymamış yağlardan oluşur ve sağlığa faydalıdır. Fındıkta bulunan
yağın %70-75’ni tekli doymamış yağlar, geri kalanını çoklu doymamış
yağlar oluşturur.
Kırmızı Şarap , Üzüm ve Üzüm
Çekirdeği
Fransa’nın kırmızı şarap içilen bölgelerinde
1970’lerde yapılan araştırmalarda kalp hastalığının yağlı gıdalar
yenmesine rağmen daha az görüldüğü saptandı. Yağlı gıdalar yenmesine
rağmen kalp hastalığının az olması şaşırtıcı olmuş ve bu nedenle bu
duruma “Fransız paradoksu (çelişkisi)” ismi verimiştir. Son yapılan
çalışmalar kırmızı üzüm kabuğunda antioksidan maddelerin çok fazla
olduğunu göstermiştir. Ayrıca günde 2 kadeh şarap içenlerde kalp
hastalığı riskinin azaldığı da saptanmıştır. Üzüm suyunda bol miktarda
antioksidan madde vardır. Üzüm suyu kan pıhtılaşmasını azaltarak veya
kanı sulandırarak kalp krizinden bizi korur.
Üzüm çekirdeğinin yapısında proantosiyanidin isimli
kuvvetli antioksidan bir madde vardır. Bu madde C vitamininin etkisini
artırdığı gibi küçük kılcal damarlardaki serbest radikal hasarını önler
ve kollajen denilen damarın sağlamlığını sağlayan maddenin üretimini
artırır. Üzüm çekirdeğindeki antioksidan madde C vitamininden 20-40 kat
daha fazla antioksidan etkiye sahiptir. Anti-aging (yaşlanmayı azaltıcı)
olarak kullanıldığı gibi antioksidan olarak da kullanılır. Gözdeki
makula dejenerasyonu denilen hastalıkta, varis, cilt kırışıklığı ve
alerjiye karşı iyi geldiği iddia edilmiştir.
Üzüm çekirdeğinin faydalı etkilerinden faydalanmak
için kuru veya taze üzümün çekirdeğini çiğneyerek yiyiniz.
Çikolata:
Çikolata flavonoidler (prosyanidin) denilen
antioksidan maddeler içerir ve bunlar LDL kolesterol adını verdiğimiz
kötü kolesterolün damar sertliği yapmasını önler. Çikolata yiyecekseniz
siyah (bitter) çikolata yemeye çalışın. Siyah çikolata kalp için en
faydalı olan çikolatadır. Siyah çikolatanın içindeki kakao oranı ne
kadar yükse o kadar faydalı olur. Bu nedenle siyah çikolata içindeki
kakonun % 60’dan fazla olması daha faydalıdır.
Yeşil, Siyah ve Beyaz Çay:
Çay bitkisinin fabrikada işlenmesindeki değişiklikler
çayın rengini ve tadını vermektedir. Çayda iki önemli mineral vardır ki
bunlar flor ve manganezdir. Çayda kateşin denen maddeler vardır ve
bunlar sağlık için çok faydalı maddelerdir. Kateşinler birkaç çeşittir
ve başlıcaları şunlardır:
epikateşin
Epikatesin 3 gallat
Epigallokateşin
Epigallokateşin 3 gallat (EGCG)
Bir bardak yeşil çay 200 mikrogram EGCG içerir.
Yapılan klinik araştırmaların bazılarında çayın
kanseri önlediği bazılarında ise böyle bir etkisinin olmadığı
saptanmıştır. Japonya’da 26311 kişide yapılan çalışmada yeşil çay
tüketimi ile mide kanseri arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır.
Günde 700 ml çay içenlerde kalp krizi riskinin %11
azaldığı ortaya konmuştur.
Çay içenlerde osteoporoz ve kemik kırık riski daha az
bulunmuştur.
Çay içen çocuklarda diş çürüğü daha az görülmüştür
Böbrek taşı olanlar az çay içmelidirler. Çay fazla
içilirse böbreklerde kalsiyum okzalat taşı gelişebilir.
Yeşil çay içenlerde metabolizma % 3-4 oranında
artmaktadır. Bu nedenle kilo vermek istiyenler yaşil çay içmelidir.
Yeşil çay içenlerde sağlıklı kiloya sahip oldukları, uzun yaşadıkları,
kalp hastalığından ve kanserden korundukları saptanmıştır. Çayda bulunan
polifenoller antioksidan etkiye sahiptir, detoksifiye edici enzimleri
uyarır, anormal hücre büyümesini azaltır, LDL kolesterol oksidasyonunu
azaltır ve ince bağırsaklarda faydalı bakterilerin artmasını sağlar.
Domateste Bulunan Likopen:
Domateste likopen adında antioksidan özelliğe sahip
bir madde vardır. Domates yiyenlerde prostat kanseri, akciğer ve mide
kanserinin daha az görüldüğü ve bunun likopen sayesinde olduğu ortaya
konmuştur. 1995’de 47000 kişide yapılan çalışmada (1986-1992 arası)
haftada 10 dan fazla domates, domates suyu veya domatesli pizza
yiyenlerde prostat kanseri riskinin %35 oranında azaldığı ortaya
konmuştur. Likopen prostat kanser riskini azaltır. Likopen, prostat
bezinde birikir ve antioksidan bir etki gösterir. Üç hafta süreyle günde
30mg likopen alan kişilerde prostat DNA sında oksidatif hasarın anlamlı
olarak azaldığı saptanmıştır. Günlük olarak 22 mg likopen ihtiyacı
vardır. Yarım bardak domates püresinde 27.2 mg, bir su bardağı domates
suyunda 22 mg, bir dilim karpuzda 13 mg, 5 çeri domateste 2.2 mg, orta
boy bir domateste 3.2 mg likopen vardır. Salçada likopen daha fazladır.
Sandviçlere güneşte kurutulmuş domates konmalı, yemeklere salça konmalı
ve domates tüketimi artırılmalıdır.
Ispanak
ve Kabak
Ispanak ve kabakta bulunan
Lutein, zeaxantin ve mesozeaxanthin göz dibindeki makula bölgesinde
bulunan bir pigmenti (renk maddesi) oluştururlar. Luteinin göz
sağlığı üzerinde etkisi araştırılmış ve soınuçta antioksidan etkili
olduğu ve ışığın zararlı etkisini (fototoksite) önlediği ortaya
konmuştur. Makula dejenerasyonu olan hastalarda lutein ve zeaxantin
düzeyi düşük bulunmuştur.
Luteini gıdalarla fazla alanlarda yaşa bağlı makula
dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) isimli göz hastalığı veya katarakt
daha az görülür.
Luteinin gıdalarla alınması kapsül şeklinde
alınmasından daha fazla faydalıdır..
Lutein ıspanakta ve kabakta bol miktarda vardır. Yüz
gram ıspanakta 7.4 mg ve 100 gram pişmiş kabakta 14.4 mg lutein bulunur.
Ispanak haftanın birçok günü bir su bardağı kadar pişmiş olarak veya 2
su bardağı kadar çiğ olarak yenebilir. Ispanakta bulunan besin
içerikleri şunlardır: lutein/zeaksantin, beta karoten, bitlisel omega-3,
glutatation, alfa-lipoik asit, C ve E vitamini, B vitaminleri,
mineraller (kalsiyum, demir, mağmezyum, manganez, çinko), polifenoller
ve betain. Ispanak , yaban mersini ve somon ile birlikte süper besinler
grubunun en önemli 3 gıdasından birisidir. Ispanak yiyenlerde kalp ve
damar hastalığı, kanser, yaşa bağlı gözdeki makula dejenerasansı ve
katarakt görülmesi azalır. Bir su bardağı çiğ veya yarım su bardağı
pişmiş sebze bir porsiyondur. Ispanak konezim Q10 un ve K vitaminin
başlıca kaynağıdır. Ispanakta bulunan betain kandaki homosistein denilen
kalp hastalığı riskini gösteren maddeyi azaltır. Turuncu renki dolmalık
biber de ıspanağa yakın bitkidir ve benzer besin maddeleri içerir.
Marul ve aysberg de ıspanağa benzer. Ancak marul aysbergten daha
faydalıdır.
Peynir Altı Suyu veya Whey
Protein
Whey protein veya kesilmiş sütün suyu esassiyel amino
asitler içeren bir proteindir. Sütün içeriğinin % 87’si su % 13’ü katı
maddelerdir. Bu katı maddelerin ise % 30’u yağ, % 37’i laktoz (süt
şekeri) ve % 27’si proteindir. Bu süt proteinlerinin ise % 80’i kazein %
20’si whey proteinden oluşur. Whey protein kazeinden daha kolay erir ve
emilir. Bu protein sporcular için, kilo vermek isteyenler için ,
bağışıklık sistemini güçlendirerek ve kemikleri güçlendirerek faydalı
olur. Whey protein içinde beta-laktoglobulin, alfa-laktalbümin,
immünglobülinler, bovin serum albümin, glikomakropeptit, laktoferrin,
laktoperoksidaz ve lizozim vardır
Kuru Fasulte, Nohut ve
Mercimek
Kuru baklagiller süper gıda grubuna dahildir. Haftada
en az 4-5 bardak kuru fasulye veya nohut gibi kuru baklagil yemek
gerekir. Bitkisel protein kaynağı olan bu besinler et yerine yenebilir.
Bir bardak mercimekte 17 gram protein vardır. Kuru fasülyede diğer
gıdalarda pek olmayan karnitin yapımında kullanılan lisin vardır.
Fasülyede tiamin, riboflavin, niasin, folik asit gibi vitaminler vardır.
İçinde lif oranı çok fazla olduğu için baklagiller kalp hastalığından
korur ve kolesterolü düşürür. Yarım bardak fasulyede 5.5 gram posa,
mercimekte 8 gram posa vardır. Fasulye yiyenlerin kilo verdiği,
kanserden korunduğu, şeker hastalarında kan şekerinin düştüğü
saptanmıştır.
Deniz Somon Balığı
Somon balığının soğuk sulardaki yetişen türünde
omega-2 daha fazla olduğu için bu balık öne çıkarılmıştır. Balık
türlerinin yağlı olanlarının da omega-3 fazladır ve bu tür balılklar
yani sardalye, ringa, deniz levreği ve hamsi gibi balıklar mutalaka
haftada en 2 kez yenmelidir. Somon balığında ve diğer balıklarda omega-3
yağ asitleri, D vitamini, B vitaminleri, selenyum, porasyum ve protein
vardır. Konserve ton balıklarını da haftada bir defadan fazla
yememelidir. Omega -3 yağ asitleri sayesinde balık yemek kalp
hastalıuğından korur, kan basıncını yani tansiyonu kontrol altında
tutar, kansere karşı korur, gözdekşi yaşlılıkta oluşan sarı nokta
hasarından korur, romatizlal hastalıkları hafifletir ve depresyona iyi
gelir.
Tavuk Eti Yerine Hindi Eti
Yenmeli
Hindi etinin gögüs kısmı hem yağsız hem de içerdiği
besinler bakımından daha faydalıdır. Yağ oranı en düşük hayvansal et
kaynaklarından birisidir. İçinde niasin, selenyum, çinko, B6 ve B12
vitamini vardır.
Yoğurt ve Kefir
Yoğurt içerdiği prebiyotik ve probiyotikler nedeniyle
sağlığımız için çok faydalı bir besindir. Günde 2 su bardağı kadar
yağsız olanından tüketilmelidir. Yoğurt sindirim sistemini güçlendirdiği
gibi bağışıklık sistemini de güçlendirir. Yoğurt içine D vitami konursa
daha iyi olur. Boyalı olanları almayınız. Sade olanını tercih ediniz.
İçindeki probiyotikler kanserden korur, alerji ve egzemaya iyi gelir,
bağırsak hastalıklarını düzeltir, kolesterol ve ishale iyi gelir.
Kefir, kendini iyi hissetme anlamına gelir ve
yüzyıllardır Orta Asya ve Kafkasya’da tüketien bir süt ürünüdür. Son
yıllarda ülkemizdede satışı başlamıştır. Ayrı bir mayalanma ile elde
edilen kefiri sade veya nar suyu veya diğer saf meyve sularıyla
karıştırıp içebilirsiniz. Tadı biraz ekşi veya kekri olsa da zamanla
alışılır. İçinde laktobasiller yani faydalı bakteriler, hafif alkol,
karbondioksit ve aromatik bileşikler vardır. İçinde kefiran denen
polisakkarit vardır ve sağlığa faydayı bu sağlar. Kefir bağışıklık
sistemini güçlendirir, laktoz sindirimini artırır, tümör gelişimi önler,
mantarları ve mikropları öldürür. Helikobakter pilori denen ülser yapan
midedeki bakteriyi öldürür. Kefirde triptofan isimli aminoasit fazla
miktarda vardır. İçindeki kalsiyum, mağnezyum, fosfor, B12 vitamini, B1
vitamini ve K vitamini, biotin gibi vitamin ve mineraller de sağlığımıza
fayda sağlar. Kefir yoğurttan daha çok ve faydalı bakteriler içerir. Bu
bakımdan bağırsak sağlığı ve bağırsakların temizlenmesi açısından daha
faydalıdır. Antibiyotik ve antifungal (mantarları öldürme) özelliği
vardır. Laktoz intoleransı olan kişiler kolayca kefir içebilir.
Alıç
Alıç küçük sarı, turuncu, kırmızı rekte bir meyvedir.
Meyvesi, yaprakları ve çiçeği sağlık için kullanılır. Alıç koroner kalp
hastalıklarından koruyan ve kalbi güçlendiren bir meyvedir. Howtorn
ismiyle yurtdışında bulunur. Ülkemizde akdiken, edran, geviş, yemişen
adlarıyla da anılır. İçinde prosiyanadin, flavonlar, kateşin, kafeik
asit, viteksin,ursolik asit, rutin, quarsetin, sterol ve tanen vardır.
Başarılı olabilmek yani etkisinin görülmesi için 6 hafta süre
kullanılmalıdır. Yaprak ve çiçeğinin çayı kullanılabildiği gibi meyvesi
de faydalıdır. Günde 2-3 bardak çayı aç karna içilir. Kalp
hastalıklarına , anjina pektorise, bradikardik kalp hastalığına iyi
gelir. Böbrek taşına, ishale ve boğaz ağrısına iyi gelir.
Gilaburu
Kayseri ve çevresinde yetişen bir meyvedir. Yöresel
olarak Dağdığan, Geleboru, Gilabada, Gildar, Girabolu gibi isimlerle
anılır. Gilaburu meyvesinde ursolik asit, sinamik asit, sitosterol,
tanen, pektin, demir, mağnezyum, potasyum, kalsiyum ve sodyum vardır.
İdrar yolu enfeksiyonlarında, bbrek taşı ve prostat
hastalıkları, astım ve romatizmal hastalıklarda faydalı olduğu iddia
edilmiştir. Antioksidan ve antibakteriyel etkisi olduğu saptanmıştır.
Kramp çözücü, yatıştırıcı, adet ağrılarına karşı faydalı olabilir.
(gerekli bilgi için . İçindeki polifenollerin birçok meyveden fazla olduğu da
ğlkemizde yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur.
Karadut
Karadut içinde bulunan şeker, organik asit, tanen,
pektin ve C vitamini içerir. İşçinde kuvvetli antioksidanlar vardır. Bu
nedenle bağışıklık sistemini güçlendirir. Mide ve bağırsak
hastalıklarına iyi geldiği gibi kalp ve damar hastalıklarından korur.
Kardut şurubu ağızdaki yaraları ve pamukçuğu iyeleştirir. Halsizlik ve
yorgunluğa , uykusuzluğa faydalıdır. Öksürük ve balgam çıkarmada
faydalıdır. Kabızlığa iyi gelir.
Kiraz ve Vişne
100 gram vişnede 60 kalori, kirazda ise 80 kalori
vardır. Kiraz ve vişnede C vitamini, karbonhidrat, posa, protein, A
vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, niasin, kalsiyum, fosfor, demir ve
potasyum vardır. Kiraz ve vişnede anthosiyanin vardır ve bu rengi veren
pigömenttir. Bu antosiyanin ağrı ve enflamasyonu azaltır. Bunlar
antioksidan özelliklere sahiptir. Kiraz ve vişnede melatonin hormonu
vardır. Melatonin ise bağışıklık sistemine faydalı olur. Kiraz ve vişne
kandaki ürik asiti düşürür ve gut hastalığında faydalı olur.
Portakal ve turuçgiller
Portakal ve diğer turunçgillerin kabuğunda bulunan
limonen kanserden korunmada faydalıdır. Bunun ilaç olarak kullanımı
henüz test edilmemiştir.
Portakalda C vitamini, lif, folik asit, potasyum,
polifenoller ve pektin vardır. Portakal kanser, inme, diyabetten bizi
korur. Orta boy bir portakalda 83 mg C vitamini sağlar. Bir su bardağı
taze portakal suyunda 124 mg C vitamini vardır. Portakalda bulunan
hesperidin isimli polifenol ve pektin bizi kanserden, kalp damar
hastalıklarından ve diğer hastalıklardan korur. Portakal, mandalina,
limon ve greyfurt kabuğunda bol miktarda limonen vardır. Meyvenin
göbeğinde bu azdır. Bu nedenle portakal kabuğunun altındaki beyaz kısım
yenebilir. Çaylarınıza limon kabuğu koymak ve limonata yapmak faydalı
olur. Greyfurttun pembe olanı daha iyidir (likopen içerir). İlaç
kullanıyorsanız greyfurt yemeyiniz. İlaçların etkisini azaltır veya
artırdığından ilaç kullananlar özellikle tansiyon ve kolesterol ilaçları
alanlar greyfurt yememelidir. Bu kişiler portakal , limon veya
mandalina yiyebilir. Günde 1 portakal yenmesi önerilir.
Bal Kabağı
Bal kabağı içinde bulunan karoten, yüksek lif, C ve E
vitamini, potasyum, mağnezyum ve pantotenik asit vitamini yönünden çok
faydalı bir meyvedir. Kalorisi de düşüktür. Besinlerden içinde
karotenoid miktarı en yüksek olanlardan birisidir. Günde yarım su
bardağı bal kabağı ihtiyacımız olan A vitamini (karaotenoidler)
miktarının birkaç katını karşılar. Alınan karotenoid sizi kalp
hastalığı, karatarkt, ve makula göz dejeneransından korur. Bir su
bardağı pişmiş bal kabağında 11.7 mg alfa karoten vardır. Bir su bardağı
pişmiş havuçta ise 6.6 mg alfa karoten vardır. Lif miktarı fazla
olduğundan (yarım su bardağında 5 gram lif vardır) kabızlığı iyi gelir.
Balkabağından haftada birkaç gün yarım su bardağı tüketebilirsiniz. Bal
kabağının çekirdeği veya kabak çekirdeği de sağlığa faydalıdır. Kabak
çekirdeğinde E vitamini, potasyum, mağnezyum, çinko,omega-3 ve omega-6
yağ asitleri vardır.
Yulaf ve Keten Tohumu
Yulaf içinde bulunan bol lif, protein, E vitamini,
mağnezyum, potasyum, çinko, bakır, manganez, selenyum , fitoöstrojen,
polifenol,ve tiamin nedeniyle çok faydalı bir tahıldır. Hergün bir kase
yulaf ezmesi yemek sağlığınızı güçlendirir. İçinde bulunan beta-glukan
isimli lif bağışıklık sistemini güçlendirir ve bizi kolesterol ve
şekerden korur. Yulaf ezmesi şeker hastalarında kan şekeri düşmesine
katkıda bulunduğu gibi gün içinde tatlı yeme isteği olanlar yani kan
şekeri düşenler yulaf ezmesi yiyerek bu şikayetlerinde azalma olduğunu
görürler. Yulaf gibi diğer tam tahıllar da sağlığa faydalıdır. Arpa ve
buğday parçalanmadan doğal haliyle sağlığa faydalıdır.
Keten tohumu içerdiği omega-3 yağları nedeniyle
vücudumuza faydalıdır. Keten tohumunun içinde bulunan omega 3 yağ asidi,alfa-linolenik asit (ALA) adı verilen bir asit şeklindedir.
Amerikan Kalp Cemiyeti tarafından da keten tohumunun faydalı bir besin
olduğu belirtilmiştir. Keten tohumu kandaki kötü kolesterolü orta
derecede azaltır. Vücutta antioksidan etki gösterek oksijen yanma
ürünlerini yok eder. Bunun yanında iltihabı önleyici, kan şekerini ve
tansiyonu hafif derecede düşürücü özellikleri de vardır. Keten tohumunda%41 oranında yağ, %28 oranında posa,
% 21 oranında protein vardır. Keten tohumu yağının %55’ni omega 3 yağ
asitleri oluşturur. Keten tohumu, ceviz, kanola yağı, soya yağı gibi
diğer omega-3 kaynaklarından 5 kat daha fazla omega 3 sağlayan bir
bitkisel kaynaktır. Bir çay kaşığı keten tohumunda (yaklaşık 11 gram)
2.5 gram omega-3 yağı, 3 gram posa vardır ve 50 kalori sağlar. Keten
tohumunda çözünür posa oranı da yüksek olup kalp hastalıklarından
korunmada bu posa türü çok faydalıdır. Keten tohumu
açlık ve tokluk kan şekerinde azalma yaptığı için şeker hastaları
tarafından da kullanılabilir.İçindeki posa nedeniyle keten tohumu
kabızlığı da önlemektedir. Bağırsak hareketlerini % 30 oranında
artırmaktadır. Günde 50 grama kadar (yaklaşık 5 çay kaşığı veya bir
yemek kaşığı) keten tohumu, bir yan etkiye neden olmaksızın
kullanılabilir. Keten tohumunun içinde, kadınlık hormonu denilen
östrojen hormonuna benzer etkiler gösteren maddeler vardır. Bu nedenle
menopozdaki kadınlarda östrojen yerine kullanılıp kullanılamayacağı
hususu araştırılmaktadır. Prostat kanserli hastalarda erkeklik hormonu
denilen testosteronu azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle prostat
kanserli hastalarda faydalı olup olmayacağı incelenmektedir. Keten
tohumu gebelik ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır. 10 çay kaşığından
fazlasının zehirlenmeye yol açabileceği bilinmektedir. Keten tohumu
tüketiminin bu sınırın üstüne çıkmaması gerekir.
Bir günde 15-50 gram (1-5 çay kaşığı veya bir yemek
kaşığı) keten tohumu tüketmek kolesterol düzeylerinde orta derecede bir
azalmaya yol açar. Buna karşılık trigliserit denen kan yağında
veya iyi kolesterol denen HDL kolesterolde herhangi bir
değişiklik yapmaz. Aslında ayçiçek yağı veya mısır yağı yerine, keten
tohumu yağı kullanmanın daha fazla omega 3 sağlayarak faydalı
olabileceği düşünülmekteyse de, uzun süreli kullanımının güvenli olup
olmadığı henüz bilinmemektedir. Keten tohumunu havanda döğerek veya
öğütülmüş halde kullanmak gerekir.
|