|
HORMONLAR
PROF DR METİN ÖZATA
Hormon sözcüğü “uyarmak, harekete geçirmek” anlamına
gelmektedir. Hormonlar vücudumuzdaki büyüme, gelişme, üreme, bazı
metabolik olayların sağlanması ve vücudun sağlıklı olarak görev
yapmasını sağlayan kimyasal habercilerdir. Hormonlar vücudumuzdaki salgı
bezlerinden salgılanarak kan yoluyla diğer dokulara taşınır ve
etkilerini gösterirler. Miktar olarak çok az salgılanmasına karşın
kuvvetli etkileri vardır. Bu nedenle bir tür haberci olarak görev
yaparlar. Taşındıkları hücreye nasıl davranması gerektiğini anlatırlar.
Çok az miktarda salgılanmasına rağmen hormonlar vücutta çok büyük
görevler yapar.
Yirmi beş yıl önce 20 kadar hormon bilinmekteyken
bugün 200’den fazla hormon keşfedilmiştir. Bugün artık beyin,
bağırsaklar ve kalbin hormon ürettiği gösterilmiştir.
Hormonların Tipleri Nelerdir?
Hormonlar kimyasal yapı olarak steroid yapısında veya
protein yapısında olurlar. Steroid hormonlar kolesterolden yapılan ve
ağızdan alındığında midede etkinlikleri kaybolmayan hormonlardır.
Örneğin doğum kontrol ilaçlarında bulunan hormonlar steroid yapısındadır
ve ağızdan alınınca bozulmaz. Buna karşılık protein yapısında olan
hormonlar ağızdan alındığında midede parçalanır ve etkisini kaybeder. Bu
nedenle protein yapısındaki hormonlar ilaç olarak ağızdan alınamaz ve
enjeksiyonla yapılır. Örneğin insülin hormonu protein yapısında olup
ağızdan alınamaz ve enjeksiyon yapılır.
Hormonların Görevleri:
Hormonların başlıca görevleri 3 ana grupta ele
alınabilir:
· Büyüme ve farklılaşma
· Vücut dengesinin sağlanması
· Üreme
Çok sayıda hormon büyüme olayında etkilidir. Büyüme
hormonu ve tiroid hormonları bunların en önemlisidir.
Vücut dengesinin sağlanmasında ise birçok hormon
görev alır. Bu hormonlar ve görevleri şunlardır:
· Tiroid hormonları çoğu dokuda bazal metabolizmanın
%25’ini kontrol eder
· Kortizol kendisinin doğrudan etkilerinden başka
birçok hormonun etkisini de kolaylaştırır
· Paratiroid hormonu kalsiyum ve fosfor dengesini
sağlar
· Vazopressin vücut su dengesini sağlar
· Aldosteron vücut sıvı miktarı ve serum
elektrolitlerini (Na ve K) kontrol ederler
· İnsülin açlık ve toklukta kan şekerinin normal
olmasını sağlar
Kan şekeri düşünce vücudumuz buna hormonsal tepki
vererek kan şekerini artırmaya çalışır. Açlıkta ve kan şekerinin düştüğü
durumlarda insülin salınımı azalır. Buna bağlı olarak dokuların glukoz
alımı azalırken karaciğerden glukoz (şeker) üretimi artar.
Vücuttan su atılması esas olarak vazopressin isimli
hormon tarafından kontrol edilmekle beraber, kortizol ve tiroit
hormonları da bu konuda etkilidir.
Paratiroid hormonu ve D vitamini koordineli hareket
ederek kan kalsiyum dengesini sağlarlar. Paratiroid hormonu böbreklerde D
vitamini sentezini artırır. D vitamini ise bağırsaklardan kalsiyum
emilimini artırır, kemiklerde paratiroid hormonunun etkisini
kuvvetlendirir. Kan kalsiyumunun artması ise paratiroid hormon
salgılanmasını azaltır..
Vücuttaki herhangi bir stres durumunda, stresin
şiddeti, akut (ani) veya kronik (devamlı-süregen) oluşuna göre, çok
sayıda hormonu harekete geçirir.
Travma veya şok gibi şiddetli ani streslerde sempatik
sinir sistemi aktive olarak katekolamin dediğimiz adrelanin ve
noradrenalin isimli hormonlar kanda artar, kalbin pompaladığı kan
miktarı çoğalır, kan basıncı ve glukoz (şeker) yapımı artar. Stres ACTH ,
büyüme hormonu ve kortizol hormon yapımını artırır. Artan kortizol kan
basıncının devamlılığını sağlar.
Hormonlar üreme işlevini de düzenler. Üreme işlevi
cinsiyetin belirlenmesi, cinsel gelişme, gebelik, süt verme, çocuk
yetiştirme ve menopoz gibi değişik aşamaları kapsar. Bu aşamaların her
birinde çok sayıda hormon birlikte ve düzen içinde çalışır.
Hormonların üremeyle ilgili koordineli etkilerinin
tipik örneği ortalama 28 günde bir yinelenen adet görme
(menstruasyondur). Adet döneminin erken (folliküler) evresinde FSH ve LH
isimli hormonlar yumurtalıktaki yumurtaların (folliküllerin)
olgunlaşmasını uyarır. Bu durumda östrojen ve progesteron hormonları
giderek artar.
Gebelikte artan prolaktin memelerin süt salgılamaya
hazır hale gelmesini sağlar. Oksitosin isimli hormon ise memeden süt
gelmesine etkilidir.
Hormonların Yapıldığı Bezler:
Hormonlar hipotalamus, hipofiz, tiroid, pineal bez,
pankreas, sürrenal (böbreküstü) bezi, yumurtalık ve testislerde yapılır
ve salgılanır. Bundan başka beyinde, bağırsaklarda da hormon üretimi
olmaktadır.
Hormon üretildiği hücreden etki edeceği dokuya (hedef
dokuya) taşınması gerekir.
Hormonların adlandırılması genellikle ilk
bulundukları dokuya veya major etkilerine göre yapılmıştır. Ancak,
günümüzde aynı hormonun farklı dokularda üretildiği bilinmektedir.
|