|
HAMİLE
PROF DR METİN ÖZATA
HAMİLEDE GUATR VE HORMON HASTALIKLARI
Yeni yapılan bilimsel çalışmalar D vitamini düzeyi
düşük kadınlarda kas güçsüzlüğü oluştuğunu ve bu nedenle sezeyan
yapılmak zorunda kalındığını ortaya koydu.
Diğer bir bilimsel çalışma ise Gebelikteki B12
vitamini eksikliğinin Bebeklerde sinir hasarı (nöral tüp defektleri)
yaptığını orta koydu.
Bu nedenle Gebe kalmadan önce D vitamini ve B12
vitamin düzeylerine baktırmak ve bu vitaminler eksikse tedavisi
yaptırmak gerekli.
B12 Vitamini:
Yapısında kobalt metali bulunduğundan B12 vitaminine kobalamin
ismi de verilir. Multivitamin ilaçlarda B12 vitamini siyanokobalamin
adıyla bulunur. B12 vitamini sinir dokusunun sağlığı ve kırmızı kan
hücresi (eritrosit) ve hücrelerimizde bulunan DNA’nın yapımı için
gerekli olan bir vitamindir.
Diyetle alınan B12 vitamini mideden salgılanan intrensek
faktör adındaki bir proteinle birleşerek bağırsaklardan emilir.
Besinlerde bulunan B12 vitaminin bağırsaklardan iyi
emilmesi, mide, pankreas ve bağırsakların iyi çalışmasına bağlıdır.
Günlük B12 vitamini ihtiyacı 2.4 mikrogram kadardır.
Bulunduğu Gıdalar
B12 vitamini hayvansal besinlerde yani kırmızı et,
tavuk, hindi eti ve balıkta ve çok az oranda sütte ve yoğurtta bulunur.
Bitki ve mayada bulunmaz. Bir bardak pastörize sütte 0.9 mikrogram B12
vitamini vardır.
B12 Vitamini Eksikliği
B12 vitamin eksikliği pernisiyöz anemi denen
kansızlık durumunda görülür. Pernisiyöz anemi B12 vitaminin
bağırsaklardan emiliminin bozulması nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu
hastalık 60 yaş üzerindeki kişilerde % 2 oranında görülür ve tedavisi
için B12 vitamini iğnesi (enjeksiyonu) yapılır. B12 vitamin eksikliği
varsa kırmızı kan hücrelerinin büyüdüğü megaloblastik anemi görülür.
B12 eksikliği genellikle et yemeyenlerle
(vejetaryenlerde), mide ve bağırsak hastalığı olanlarda görülür. Bunun
nedeni de B12 vitamininin çoğunlukla hayvansal besinlerde bulunmasıdır.
Midelerinde atrofik gastrit hastalığı olanlarda veya midesi
ameliyatla alınanlarda özellikle B12 vitamin eksikliği sık görülür. Bir
çalışmada midesinde helikobakter pilori bakterisi olanlarda B12 vitamini
eksikliğinin sık görüldüğü ortaya konmuştur. Bazen nadiren kalıtımsal
olarak B12 vitamini yetmezliği görülebilir. Yaşlılık ise önemli bir B12
vitamin yetmezlik nedenidir. Yaşlılarda B12 vitamini yetmezliği sık
görülür. B12 vitamini eksikliğinde kanda ve idrarda metil malonik asit
aratraken kanda ayrıca homosistein yükselir.
B12 vitaminin emilmesini engelleyen ve azlığına neden
olan hastalıklar şunlardır:
·Midede atrofi, asit olmaması
·Midede helikobakter pilori bakteri varlığı
·Antibiyotik sonrası bağırsakta aşırı bakteri
çoğalması
·Uzun süre şeker hastalığı ilacı olan metformin
kullanmak
·Antiasit, H2 reseptör antagonist ve protom pompa
inhibitörü denen mide ilaçları kullanmak
·Kronik alkol kullanımı
·Mide ameliyatı geçirenler
·Pankreas bezinin iyi çalışmaması
·Sjögren sendromu
·AIDS hastalığı veya HIV pozitif kişiler
B12 yetmezliği olan kişilerin sadece % 29’unda anemi
ve % 64’ünde kırmızı kan hücrelerinde büyüme görülür. O nedenle B12
yetmezliği her kişide kansızlıkla karşımıza çıkmaz. B12 yetmezliği
nedeniyle bu kişilerde dilde yanma (glossit), vajende atrofi ve emilim
bozuklukları olabilir. Birlikte demir eksikliği veya talassemi varsa
kırmızı kan hücrelerinde büyüme olmayabilir. Bu hastaların bazılarında
uyuşma, hissizlik, halsizlik, hafızada zayıflama ve kişilik
değişiklikleri olabilir.
D VİTAMİNİ
D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da
verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda
çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da
cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda
D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte
değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda
ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde
güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok
edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi
oluşmaz.
Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D
vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan
tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden
salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması
sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D
vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini,
kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun
tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde
tutar.
D Vitaminin Görevleri:
·Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda
olmasını sağlar.
·Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
·Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
·Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve
erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını
önler.
·Vücut direncini yani bağışıklık sistemini
güçlendirir
·Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını
düzenler.
·Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler
ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
·D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için
gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş
ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
·D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların,
kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem)
gelişmesini önler.
·D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas
güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle
önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
·Depresyon ve şizofreniden korur.
D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?
D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı,
karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt
ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için
güneş ışığından da yararlanılmalıdır.
D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200
ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite
kadardır.
D Vitamini Yetmezliği:
D vitamini yetmezliği halen çocuklarda ve
erişkinlerde yaygındır.
D vitamini yetmezliği varsa besinlerle alınan
kalsiyumun ancak % 30’u bağırsaklardan emilebilir ve bu nedenle kan
kalsiyum seviyesi düşer.
D vitamini eksikliği, bu vitaminin besinlerle az
alınması veya az güneş görülmesi durumunda oluşur. Raşitizm ve osteomalazi
kemik hastalıklarıdır ve D vitamini eksikliğinde ortaya çıkarlar.
Çocukluk ve gelişme çağında D vitamini eksikliği varsa, kemiklerde
Raşitizm denen hastalık oluşur. Raşitizm hastalığında kemiklerde mineral
eksikliği vardır. Bu nedenle kol ve bacak kemikleri eğrilir,
bıngıldaklar geç kapanır ve kaburgalarda bozukluklar oluşur.
Erişkinlerde ise D vitamini eksikliğinde osteomalazi denen kemik
hastalığı oluşur. Bu hastalarda kemikteki mineraller kaybolur ve sonuçta
kemik ağrıları gelişir. D vitamini eksikliğinde kaslarda güçsüzlük ve
ağrı da meydana gelir.
Erişkinlerde D vitamini eksikliği oluşursa kanda
kalsiyum düşmeye başlar ve vücut bu düşüklüğü önlemek için boynumuzda tiroit
bezinin arkasında bulunan paratiroit bezlerinden paratiroit
hormonunun salgısını artırır ve artan paratiroit hormonu
kemiklerden kalsiyum çekerek kan kalsiyumunu yükseltir. Bu nedenle
vitamin D eksikliği olan kişilerin kanlarında paratiroit hormon
düzeyi yüksek çıkar. Demekki kan kalsiyumunda hafif düşüklük ve
paratiroid hormonunda hafif fazlalık D vitamini eksikliğinin
belirtisidir.
D vitamini eksikliğine bağlı olarak bazı kişilerde
kaslarda ağrı ve güçsüzlük olabilir.
Otuz yaşına kadar olan insanların % 30’unda D
vitamini eksikliği vardır. Yaşlılıkta ve güneş görmeyen kişilerde
eksiklik daha fazla saptanır. Şişman kişilerin çoğunda da D vitamini
eksikliği oluşabilmektedir. Şişman kişilerde kandaki D vitamini yağ
hücrelerinde birikir ve kullanılamaz. D vitaminin hafif eksikliklerinde osteoporoz
dediğimiz kemik erimesi ortaya çıkar. Şiddetli eksikliğinde ise raşitizm
ve osteomalazi denen kemik hastalıkları ve kas güçsüzlüğü oluşur.
Osteoporozda kemiklerde ağrı olmaz iken osteomalazi kemik ağrısı oluşur.
Osteomalaziyi anlamak için sternum kemiğine (göğüste öndeki iman
tahtası denen kemik) ve bacak kemiğine basmakla ağrı olur. Bu nedenle
kemik ve kas ağrısı olanlarda D vitamini düzeyine bakmakta fayda vardır.
D vitamini az olan gebelerde preeklampsi denen
hastalık daha fazla görülmektedir.
D vitamini eksikliği olup olmadığını anlamak için
kandaki 25 (OH) D düzeyi ölçülmelidir. Kanımızda dolaşan D vitaminin
çoğu 25(OH) D şeklinde bulunmaktadır. Kandaki D vitamini (25 OH D)
düzeyin 20 ng/ml’den az ise D vitamini yetmezliği vardır. D vitamini
azaldıkça kanda paratiroid hormonu artar. Ancak mağnezyum eksikliği
varsa D vitamini eksikliğinde paratiroid hormonu yükselmez. Kandaki D
vitamini düzeyi 20 ng/ml’den 32 ng/ml’ye çıkarılınca ince bağırsaklardan
kalsiyum emiliminin % 45-65 oranında arttığı saptanmıştır. Kandaki D
vitamini 30 ng/ml’den fazlaysa yeterli D vitamini vardır, denir. Bu
tanımlamaya göre dünyada 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu
saptanmıştır. Menopozdaki kadınların % 50’sinde D vitamin eksikliği
vardır. Ülkemizde de çocuk ve genç erişkinlerde % 30-50’sinde D vitamini
eksikliği vardır.
Yılda bir defa kanda 25 (OH) D3 vitamin düzeyine
bakmak, bazı hastalıklardan ve kemik erimesinden korunmak için çok
önemlidir.
Kandaki 25 OH D vitamin düzeyi 10 ng/ml’den az ise,
şiddetli D vitamini eksikliği vardır. D vitamini düzeyi devamlı olarak
10 ng/ml’nin altındaysa, önce kemiklerde ve kaslarda ağrı, sonra da
kemik erimesi gelişir..
D Vitaminin Hastalık Önleme Etkisi:
D vitamini eksikliği olan kişilerde prostat ve meme
kanseri sıklığının arttığı saptanmıştır.
D vitamini Multipli skleroz denen bir sinir-beyin
hastalığında bu hastalığa ait bazı komplikasyonları önler.
D vitamini, şeker hastalığı gelişiminini de
önleyebilmektedir. Bir yaşından itibaren günde 2000 IU D vitamini alan
çocuklarda Tip 1 şeker hastalığı görülme riski %80 azalmaktadır. D
vitamini yeterli alanlarda tansiyonda da düşme oluşur.
D vitamini alanlarda başka hastalıklardan ölüm
sıklığında azalma saptanmıştır.
Yeterli D vitamini alanlarda ve kan seviyesi 50 ng7ml
civarında olanlarda meme, kolon ve rektum kanser görülme sıklığı
azalmıştır.
D vitaminin kardiyovasküler hastalaıklardan koruduğu
da ortaya konmuştur.
D Vitamini Ne Kadar Almalı?
50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50
yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini
alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve
erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya
koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması
uygundur.
En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika
güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika
güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır.
Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak
faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini
vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha
çok görülür.
D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000
ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha
sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün
1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.
Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için
günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve
birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.
|