DİYETLER
PROF DR METİN ÖZATA
birçok diyet listesi sizi şaşırtabilir. Önemli olan sağlıklı ve devam ettirilebilir olan diyettir. Sağlıklı olan insülin direnci diyetidir.
Prof Dr Metin Özata nın İnsülin Direnci Diyeti kitabını okuyunuz, Hayy kitap 2010
ATKIN
DİYETİ (Yüksek Proteinli Diyet)
Bu diyet, çok az karbonhidrat,
bol miktarda et ve hayvansal gıda önerir. Bir anlamda yüksek proteinli
ve düşük karbonhidratlı bir diyettir. Karbonhidrat alımı azaltılınca,
zayıflama olabilir, ancak aşırı hayvansal yağ almanın tehlikeleri
vardır. Daha önce de söylediğimiz gibi, bir günde 100 gramdan az
karbonhidrat alımını öngören diyetler, protein yıkımına ve kanda keton
ismi verilen bazı asitlerin artmasına neden olur. Çok az karbonhidrat ve
yüksek protein alındığından, kandaki kolesterol düzeyi yükselir ve kalp hastalığı riski artar. Alınan
yüksek protein kandaki ürik asit düzeyindeki yükselme yapar ve bu
nedenle gut hastalığı denen ve eklem ağrılarıyla kendini gösteren bir
hastalığa neden olabilir. Yüksek ürik asit düzeyleri nedeniyle bu
kişilerde böbrek taşı gelişme riski de artar. Yüksek proteinli beslenmek
kemiklerden kalsiyumu çektiği için kemik erimesinde artış olur. Beynin
iyi çalışabilmesi için, günde en az 50-100 gram karbonhidrat alınması
gereklidir. Karbonhidrat az alınınca beyin fonksiyonlarında bozulma
oluşur. Yapılan bilimsel çalışmalar Atkin Diyeti’nin alti aydan
sonra klasik diyetle aynı oranda kilo verdirdiğini göstermiştir.
Görüldüğü gibi bu diyetle zayıflamaya çalışmak sizde kalp hastalığı,
kemik erimesi ve böbrek taşı gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Bu
nedenle biz bu diyeti önermiyoruz.
ZONE DİYETİ (40/30/30 DİYETİ)
Bu diyete 40/30/30 planı da
denir. Alınan enerjinin %40’ı karbonhidrat, % 30’u yağ ve %30’u
proteinlerden oluşur. Aslında bu oran zayıflamak için uygun olabilir.
Uzun sürede etkili olduğunu ve yan etkisi olmadığını gösteren bilimsel
çalışmalar yoktur. Bu diyet kolesterolün zararından hiç söz etmez, kilo
aldıran gerçek tehlikenin insülin yüksekliği ve ekizonoidler denen
ve dokularda oluşan hormonlar olduğunu iddia eder. Dokularda oluşan prostaglandin,
tromboksan, ve lökotrien gibi hormonlara ekizonoidler
adı verilmektedir. Dr. Barry Sears tarafından 1995 yılında ortaya konanZone Diyeti, bu hormonları ‘iyi’ ve ‘kötü’ hormonlar diye ikiye
ayırır ve kilo verdiren bir diyetin iyi ekizonoidleri artıracak
fakat kötü ekizonoidleri azaltacak şekilde ayarlanması
gerektiğini iddia eder. Düşük karbonhidratlı bu diyette kronik
hastalıkların karbonhidratlardan kaynaklandığı düşünülerek hareket
edilmektedir. Bizim önerdiğimiz klasik diyetlerde ise % 55 karbonhidrat,
%15 protein ve %30 yağ oranı vardır. Zone Diyeti’nde
protein/karbonhidrat oranının her öğün 0.75 olması veya her 4 gram
karbonhidrat için 3 gram protein alınması önerilir. Bu klasik
diyettekinden üç kat fazla protein alınmasının önerildiği anlamına
gelmektedir. Bu diyet yapılınca insülin hormonunun azaldığı glukagon
isimli hormonun arttığı ve iyi ekizonoid denen hormonların
arttığı iddia edilmektedir. Aslında karbonhidratlar insülin salınımını
artırırken proteinler glukagon salınımını artırır. Bu diyet, protein ve
karbonhidratın birlikte alınmaması
gerektiği, birlikte alındığında insülin salınımının daha da arttığını
iddia eder. Bu iddianın bilimsel hiçbir temeli yoktur. Protein ve
karbonhidratı birlikte almanın kilo açısından hiçbir zararı yoktur.
Önemli olan alınan kalorinin miktarıdır. Yapılan bilimsel bir çalışmada,
bu diyetle yağ yakılımı açısından anlamlı bir farkın olmadığı ortaya
konmuştur.. Bu nedenle, bilimsel veriler Zone Diyeti’ni
desteklememektedir. Bununla birlikte gıdaları ayırma özelliği dikkate
alınmazsa veya uygulanmazsa %40 karbonhidrat, %30 yağ ve % 30 oranında
protein önerdiği için iyi bir diyet olabilir. Akdeniz diyetinde bu oran
40-40-20’dir.
MONTIGNAC DİYETİ
Fransız Montignac tarafından 1999
yılında oluşturulan bir diyettir. Bu diyette krema, çikolata, sufle ve
şaraba izin vardır. Bu diyetin en belirgin özelliği, gıda gruplarının
birlikte yenmemesi gerektiğini öne sürmesidir; örneğin patates ile etin
birlikte yenmesi yasaktır. Ancak bunun bilimsel bir dayanağı yoktur.
Gıdaları birlikte almak bu yazarın iddia ettiği gibi yağ yapımını
artırmaz. Yağ birikimini artıran alınan fazla kalori miktarıdır. Bu
nedenle karbonhidratlarla proteinler ister birlikte yensin, ister ayrı
yensin, fazla kalori içeriyorlarsa hiçbir şey fark etmez. Aslında
karbonhidrat ve yağ birlikte alınırsa kan şekeri ve insülin daha az
yükselir.
Bu yazara göre, insülin direnci
obezite yüzünden oluşmaz; obeziteye neden olan insülin direncidir.
Diyetin esası düşük kaloriye dayanır, ama yüksek yağlı bir diyettir.
Montignac’a göre, insanlar diyetin yağ ve kolesterol içeriğine bakmadan
zayıflayabilirler. Montignac, Fransız insanının zayıf olmasının
nedenini, öğlen çok yemek, akşam az yemeğe bağlamaktadır. Bu görüş
doğrudur ve biz de öğlen daha fazla fakat akşam az yenmesini öneriyoruz.
Glisemik indeksi (şeker yükü) 50’nin üzerinde olan karbonhidratlar bu
diyette yasaklanmıştır. Örneğin çok faydalı vitamin ve mineral içeren
karpuz, üzüm ve muz yasaktır. Elbette düşük glisemik indeksli gıdalarla
beslenmek kilo vermek için faydalıdır, ama bazı karbonhidratları tamamen
yasaklamanın da bir anlamı yoktur.
Bu diyetin 2 aşaması vardır. İlk
aşamada ideal kiloya gelinceye kadar farklı bir diyet yapılır, ondan
sonra ikinci aşama başlar ve verilen kiloları kontrol etmek, yani geri
almamak için diyet yapılır. Bu diyete göre, karbonhidratlar glisemik
indeksine (şeker yüküne) göre kötü ve iyi karbonhidratlar olarak ikiye
ayrılır.
Bu diyete göre yüksek glisemik
indekse (GI) sahip olan aşağıdaki karbonhidratların alınması yasaktır:
Bira (GI: 110)
Glukoz (GI: 100)
Fırında patates (GI: 95)
Hamburger ekmeği (GI: 85)
Şeker (sakaroz) (GI: 70)
Mısır (GI: 70)
Beyaz pirinç (GI:60)
Muz (GI: 60)
Kurabiyeler (GI: 55)
Düşük glisemik indeksli (şeker
yükü) karbonhidratlar:
Kahverengi pirinç (GI:50)
Yulaf (GI: 40)
Çavdar ekmeği (GI:40)
Çiğ havuç (GI: 30)
Süt ürünleri (GI: 30)
Yeşil hububat (GI:22)
Taze kayısı (GI:15)
Yeşil sebzeler (GI <15)
Bu diyetin ilk aşamasında üç ana
öğün ve ara öğünler vardır. Sabah kahvaltısında bol posalı yulaf, buğday
gevreği veya ezmesi (şekersiz) yenir ve yağsız süt içilir. Öğle yemeği
akşamdan daha ağır yenir. Öğle yemeğinde et, tavuk veya balık ve bunun
yanında mutlaka sebze veya salata yenir. Akşam yemeğinde yüksek posalı
ve iyi karbonhidrat denen tam buğday ekmeği ve sebze yemeği yenir.
Meyveler yemekten ayrı yenir veya yemekten bir saat önce veya bir saat
sonra yenir. Meyvede sınırlama yoktur. Karbonhidratlardan sadece
glisemik indeksi 0-35 arasında olanlar yenilir. Bu arada protein ve yağ
alımı da vardır.
İkinci aşamada ömür boyu glisemik
indeksi 0-50 olan karbonhidratlar yenmelidir. Bu yazara göre rafine
şeker zehirdir ve tatlandırıcı alınmamalıdır. Onun yerine meyve şekeri
olan fruktoz alınması önerilir. Bu aşamada 2 bardak şarap içilebilir ve
kabuklu pişirilmek şartıyla patates yenebilir. Tatlı olarak şekersiz
koyu renk (bitter) çikolataya (% 60 kakao olan) müsaade edilir.
Görüldüğü gibi bu diyete
uyarsanız ömrünüz boyunca bazı karbonhidratları hiç yemeyeceksiniz
demektir ve bu da sağlık açısından çok zararlıdır. Düşük kalorili bir
diyet olduğu için başta kilo verilir
ancak bu diyete uzun süre devam etmek çok zordur. Düşük glisemik
indeksli gıdaların yenmesini tavsiye etmesi iyi bir uygulamadır. Bununla
birlikte ömür boyu bazı gıdaları yasaklamak uygun değildir.
Montignac Diyeti bilimsel
metotlarla klinik bir çalışma olarak incelenmemiş ve bu konuda hiçbir
yayın yapılmamıştır. Kalori miktarının önemli olmadığını savunmasına
rağmen aslında önerilen diyet kalorisi düşük bir diyettir.
‘HEM YE HEM ZAYIFLA’ ya da
‘YEMEYİ KISITLAMADAN ZAYIFLAYIN’ METOTLARI
Şişman bir kişinin hem yemek
yemesi hem zayıflaması olanaksızdır. Yenen her gıdanın bir kalorisi
vardır ve enerjiden yoğun yiyecekler yiyerek zayıflamak mümkün değildir.
Aslında bu diyetler incelendiğinde, düşük kalori önerdikleri
görülecektir.
TAŞ DEVRİ - MAĞARA DEVRİ DİYETİ
Dr. Richard Mackarness tarafından
ortaya konan bir diyettir. Bu görüşe göre insan, sekiz bin yıl önce
tarımın başlamasıyla kilo almaya başlamıştır. Dört milyon yıl önce,
insan yaşamak için avlanır ve et yiyerek yaşardı. Bu nedenle, ete dayalı
metabolizmamızın bitkiye dayalı hale gelmesiyle zorlukların başladığı
ve kilo sorunun ortaya çıktığı iddia edilir. Bu diyete göre günde 60
gramdan fazla karbonhidrat yenmemeli, yüksek oranda protein ve yağ
yenmeli ve protein-yağ oranı 3/1 olmalıdır. Bir hafta aç kalmak veya
oruç tutmak da bu diyetin bir parçasıdır. Görüldüğü gibi sağlığa zararlı
doymuş yağları içeren bu diyet faydalı olamaz.
EN IYI DIYET GLISEMIK INDEKS DIYETI YANI GI
DIYETIDIR.
|